Kliniğimizdeki teknik imkanlar;
PUVA : Dar Bant UVB cihazı: bu cihazın hastanemizde olması birçok hastamızın evrensel ilk basamak tedaviden faydalanmasının yolunu açtı. Sedef (psoriasis)ala (vitiligo) ,kronik ürtiker,bazı egzema çeşitleri gibi hastalıklarda bir tedavi seçeneği olmakla beraber kimi deri kanserlerinde alternatifsiz bir yöntem olması nedeniyle 250 bin nüfusa hitap eden bir ilde büyük bir boşluğu gidermiştir. Şu anda hastanemiz PUVA kliniğinde vitiligo,psoriasis,kronik egzema,parapsoriasis adı verilen bir tür öncül deri tümörü,mycosis fungoides ,kronik kaşıntılar,böbrek yetmezliğinde oluşan müzmin kaşıntılar gibi teşhisle alan 70 civarında hasta izlenmektedir.
Radyocerrahi ünitesi : Klasik kotere benzemekle beraber doku hasarını en aza indiren radyo dalgaları kullandığı için küçük deri kistleri,et benleri,yağ birikintileri,deride damar genişlemeleri gibi sorunlarda cilt hekiminin elinde olması gereken bir cihaz. Yıllar önce maalesef hiç tedavisi yok, bununla hayatını geçirmek zorundasın denilen birçok sorun bu harika cihaz sayesinde giderilebilmektedir.
Kryoterapi : Sıvı azotun cilt yüzeyinde donma oluşturması prensibiyle birçok küçük deri tümörü,kisti,nası ,siğil vb. sorunların tedavisinde kryoterapi cihazı eşsiz bir cihazdır. Elde edilmesi kolay bir ürün kullanılmaktadır. Sıvı azot bu mükemmel tedavi cihazının.cerrahi tedavinin imkansız olduğu ağız içi genital ayak tabanı parmak kenarı gibi kimi bölgelerde tedavinin eşsiz bir alternatifidir.
İyontoforez : El ve ayak terlemelerinde her ne kadar yorucu bir tedavi seçeneği gibi gözükmesine rağmen hastanemiz dermatoloji kliniğinde mevcut olması durumu uygun hastalar için iyi bir fırsattır.
Hastanemizde Tedavi Edilen Başlıca Deri Hastalıkları Şunlardır
Deri hastalıkları
Ciltte görülen hastalıklar.Sayılmayacak kadar çok deri hastalığı vardır.Deri hastalıklarına genel olarak ''dermatoz'', ilgili bilim dalına daDermatoloji ismi verilir. Deri hastalıkları hakkında genel bir fikir edinebilmek için,kabaca birkaç bölüme ayırmak mümkündür.
Fiziki sebeplerle meydana gelen deri hastalıkları
Delici, kesici, ezici cisimlerin meydana getirdiği yaralar, yanıklar, soğuğa bağlı olan çatlaklar, kimyasal maddelerin tahrişine bağlı olarak ortaya çıkan yaralar bu grupta sayılabilir.
Parazitlerin sebeb olduğu deri hastalıkları
Bu grup hastalıkların başında uyuz, bitlenme ve çeşitlimantar hastalıkları gelmektedir. Ayrıcapire,tahtakurusu,kene gibi böceklerin ısırmalarından meydana gelen deri bozuklukları da bunlardan sayılabilir.
Mikroorganizmaların sebeb olduğu deri hastalıkları
Bu organizmalar genellikle deri iltihaplanmalarına yol açar. Mikroorganizmalar derideki herhangi bir bozukluğun üzerine kolayca yerleşebilirler. Yaralar, yanıklar,uyuz,böceklerin ısırdıkları yerler,egzemalar veuçuklar kolayca iltihaplanabilirler. Deri iltihaplarına ''dermatit'' de denir. Mikroorganizmaların yol açtığı hastalıklardan olancüzzam,deri veremi vefrengide ise yukarıdaki bahsedilen iltihaplanmaların dışında bir mekanizma söz konusudur. Bunlar bu yüzden spesifikiltihaplar veya spesifik enfeksiyonlar grubu olarak adlandırılmıştır.
Allerjik deri hastalıkları
En sık rastlanan deri hastalıklarıdır.Allerjik deri hastalıkları arasında serum hastalığı,Quincke ödemi,kurdeşen, egzema, kontakt dermatit sayılabilir. Allerjik deri hastalıklarının sebebini bulmak oldukça güçtür. Bu amaçla hasta ve çevresi çok iyi araştırılır. Çeşitli deri testleri yapılır. Gerekirse hasta bulunduğu çevreden bir müddet uzaklaştırılır. Allerjiye sebeb olanamil bulunmaya çalışılır. Bu amiller; çiçek tozları, çeşitli besin maddeleri, ev tozları, bazı ilaçlar, barsak parazitleri olabilir. Allerjik hastalıklarda irsiyetin, vücut yapısının ve asabi durumun yani psikolojik sebeplerin de rolü büyüktür.
Derinin bu hastalıklarının dışında; çeşitli dahili hastalıkların derideki tezahürleri de sözkonusudur. Meselaşeker hastalığında, deride çeşitli belirtiler görülür (kurdeşen, kan çıbanları,gangren vs.). Ayrıca derinin kötü huylu ve iyi huylu urları da sözkonusudur.Deri kanseri|Deri kanserleri bütün kanserler içinde en az kötü olanlarıdır. Tam tedavileri de mümkündür. Deri hastalıklarını inceleyen, teşhis ve tedavisi ile uğraşan bilim dalınadermatoloji ve bu işi meslek edinmiş hekime ise, ''dermotolog'' ismi verilir.
Deri hastalıklarının çeşidine göre, deride değişik türlerde hastalık elemanları görülür. Bunlar arasında; kaşıntı izleri,papül (küçük deri kabartısı),püstül (irinli kabarcık),çıban,ülser,tüberkül (sivri deri çıkıntısı),eritem (kızarıklık), hiperpigmentasyon (derinin renginin artması), hipopigmentasyon (derinin renginin azalması), deskaamasyon (derinin dökülmesi), kabuklanma ve urlanma sayılabilir. Bir deri hastalığında bu elemanlardan biri veya birkaçı birarada da bulunabilir. Deri hastalıklarının teşhisi kolaydır. Kesin teşhis için gerektiğinde hasta kısımdan parça alınıp,patolojik incelemeye tabi tutulur. Tedavileri her zaman kolay olmayıp, hastalığın cinsine göre değişiklik arz eder. Tedavi çok keresemptomatik (hastanın şikayetlerini geçiştirmeye yönelik)tir.
Ayakta Mantar Enfeksiyonu (Atlet Ayağı)
Ayakta mantar enfeksiyonuna çok sık rastlanır, hemen herkes hayatında bir kez mantar enfeksiyonu geçirir. Hastalık ergen ve erişkin erkeklerde sıktır, fakat kadınlarda ve 12 yaş altında çocuklarda da görülebilir. Ayaktaki mantar enfeksiyonu tedavi edilebilir, fakat kolaylıkla tekrar edebilir.
Ayakta mantar enfeksiyonuna neden olan etken, insan derisinde özellikle ayakta kolaylıkla çoğalır. Mantar özellikle karanlık, nemli ve ılık ortamlarda kolaylıkla ürer. Ayakkabının içindeki ayaklar mantarın üremesi için çok uygundur. Aynı mantar türü kasık bölgesinde de enfeksiyona neden olabilir.
Ayakta mantar enfeksiyonu nasıl gelişir?
Ayaktaki mantar enfeksiyonu bulaşıcıdır ve çıplak ayakla durulan yerlerde kolaylıkla bulaşır. Bununla beraber ayakta mantar enfeksiyonu gelişmesine neden olan kesin faktörler bilinmemektedir. Islak ayaklar, sıkı ve hava almayan ayakkabılar, çoraplar, yüzme, banyo alma ve egzersiz sonrasında ayakların kurulanmaması ayakta mantar enfeksiyonunun gelişmesine neden olur.
Ayakta mantar enfeksiyonu nasıl görünür?
Ayaktaki mantar enfeksiyonu herkeste aynı şekilde görülmez. Bazı kişilerde ayak parmak araları (özellikle son 4 ve 5 parmak arası) soyulur, kabuklanır ve pullanır. Aynı zamanda kızarıklık, pullanma ve hatta kuruluk ayak tabanında da olabilir. Bu enfeksiyon ayakta yanma ve kaşıntıya da neden olabilir. Daha az kişide yoğun kaşıntılı su kabarcıklarından oluşan küçük alanlar gelişebilir. Bu değişiklikler egzema ve sedef ile karışır.
Ayak tırnaklarında da mantar enfeksiyonu gelişebilir ve tedavisi güçtür. Ayak tırnaklarındaki mantar enfeksiyonu tırnakta kepeklenme, kalınlaşma ve tırnağın bir kısmının ortadan kalkmasına neden olabilir. Bu tip değişiklikler sedef, travma ve yaşlılığa bağlı olarak da oluşabilir.
Ayaktaki bütün cilt döküntüleri mantara bağlı olarak gelişmediğinden, ayaktaki her döküntü için mantar ilacı kullanılması döküntünün kötüleşmesine neden olabilir. Bu durumda bir Dermatoloji uzmanına başvurunuz. Doktorunuz size doğru tanıyı, doğru tedaviyi verecektir. Tedavi edilmeyen mantar enfeksiyonunda ayakta su kabarcıkları ve çatlamalar meydana gelir ve ikincil olarak bakteri enfeksiyonu gelişebilir.
Ayaktaki mantar enfeksiyonuna nasıl tedavi konur?
Dermatoloji uzmanınız cildinizi dikkatlice muayene eder. Ayağınızdaki kepeklerden örnek alarak mikroskop altında mantar arar veya bu materyali mantar üretmek için mantar kültürüne gönderir.
Ayaktaki mantar enfeksiyonu nasıl tedavi edilir?
Mantar tanısı konulduğunda tedavi bir an önce başlanmalıdır. Basit olgularda antifungal içeren kremler etkilidir ve yanma kaşıntı gibi bulguları hızla giderirler. Şiddetli olgularda eğer enfeksiyon krem tedavilerine dirençli ise antifungal tabletler kullanılabilir. Ayak tırnaklarındaki mantar enfeksiyonunun tedavisi güçtür ve antifungal tabletlerin aylarca kullanılması gerekir. Tedavinin düzgün uygulanması gerekir. Derinizde herhangi bir bulgu olmadığı halde mantar derinizde halen yaşıyor olabilir, bu durumda tedavinin erken kesilmesi tekrara neden olabilir.
Ayakta mantar enfeksiyonundan korunmanın yolları nelerdir?
Ayaktaki mantar enfeksiyonundan korunmak için aşağıdaki kurallara uyunuz:
Ayaklarınızı her gün yıkayınız.
Banyo sonrasında ayaklarınızı iyi kurulayınız
Özellikle yaz aylarında sıkı ayakkabılar giymekten kaçınınız. Sandalet gibi ayakkabıların giyilmesi en uygundur.
Teri emecek tarzda pamuklu çoraplar giyin ve çoraplarınızı her gün gerekirse daha sık değiştirin.
Antifungal içeren pudraları ayağınıza sürün ve ayakkabılarınızın içine dökün.
Benler, hayatımıza giren fizik-kimyasal etkenlerin ve özellikle güneşin etkisiyle giderek artan, erken dönemde tedavisi kolay olan çoğu kahverengi-siyah tonlarda yapılardır. Cilt kanserleri ise, malign melanom adı verilen tür dışında yayılmayan, uzun süreler bile hayatı tehdit etmeyen ancak şekil bozukluğuna yol açan kanser türleridir.
Benlerin kanserleşmesi yaygın bir fobidir. Bu konuda bilgilenmek önemlidir. Benlerin ortaya çıkması genetik olarak kodlandığından engellenemez, ancak ben çıktıktan sonrası kontrol edilebilir. Ben olduğundan emin olduğumuz oluşumlar; uzun yıllardır, çocukluktan gençlikten bu yana olan, genellikle kahve renkli düz veya kabarık, başkalarında da görmeye alıştığımız türde şekillerdir. Doktora görünme kriterleri ise şunlar olmalıdır: Önceden varolan benlerde renk koyulaşması, birdenbire büyümesi, kanaması, etrafının kızarması, yakın çevresinde yeni küçük koyu benlerin çıkması veya şeklinin değişmesi, simetrisinin bozulması gibi değişiklikler.
Benlerden kaynaklanmayıp direkt gelişen başka türde cilt kanserleri de mevcuttur ki bunların da çoğu güneş etkisi ile ortaya çıkmaktadır. Genellikle burun ile kulak memesine çizilen çizginin üst kısmında yer alırlar. Küçük ortası kabuklu, deriden kabarık veya çökük yaralardır. Bu yüzden özellikle bu bölgelerde iyileşmeyen yara var ise bu önemlidir ve mutlaka cilt hastalıkları uzmanına başvurmak gereklidir. Bu kanser türlerinin güneşle yakın ilişkisi bilindiğinden, ozon tabakasındaki incelme ile artan güneş ışınlarından korunmak gereklidir. Özellikle yazın, 6 aylıktan itibaren bütün yaşlarda doktor önerisi ile bir güneşten koruyucu kullanılmalıdır. Güneşten koruyucunun faktörü (güneşten koruma süresi ve gücü) ve önemi, yaşla ve cildin beyazlığı ile artmalıdır. 20 li yaşlarda ve sonrasında koyu tenli kişilerin 15 faktörlü, açık tenlilerin 30 ve üstü faktörlü bir güneşten koruyucu kullanması sağlıklı olur. Bu da olası kırışıklıklardan, güneş leke ve hasarlarından da koruyacaktır. Güneşten koruyucu seçerken kozmetik açıdan uygun olması için yağsız, genellikle losyon formunda ürün seçilmelidir.
Güneş ışınları; mutluluk hormonlarını harekete geçirip, mutlu olmamızı sağlar, bağışıklık sistemimizi güçlendirir ve kemiklerimiz için de gerekli olan D vitaminini sağlar. Ancak güneşin, hayatımızı zehir edebilen yönleri de var. Bunların arasında güneş çarpması, deri lekeleri, güneş allerjisi, cilt kanserleri sayılabilir.
Ultraviyole (UV) radyasyon, güneşten gelen radyant enerjinin bir şeklidir. Güneş elektromagnetik spektrum diye bilinen bir dizi enerji yayar.
Ultraviyole (UV) radyasyon, dünya yüzeyine erişen güneş enerjisinin doğal bir parçasıdır, fakat daima zararlıdır. UV ışınları dalga boylarına göre sınıflandırılırlar. UV-A, UV radyasyonun en az zararlı şeklidir ve dünyaya büyük miktarlarda erişir. Çoğu UV-A ışınları ozon tabakasının içersinden doğrudan geçer. UV-B radyasyon potansiyel olarak çok zararlıdır. UV-B radyasyonunun çoğu stratosferde ozon tarafından yutulur. UV-C radyasyon çok enerjik olduğundan potansiyel olarak en fazla zararlıdır. Stratosferde oksijen ve ozon tarafından yutulur ve asla dünya yüzeyine erişmez.
Özetle, UV radyasyondan zararın esas olarak spektrumun UV-B sınıfından gelmesine rağmen eğer yeterli miktarlarda maruz kalınırsa UV-A da bazı riskler ortaya çıkarır. Işınların vücudumuzda etkiledikleri alanların sınıflandırılmasında; UV-A ışınının dalga boyu 320-380 nm' dir ve derinin derin tabakalarına (dermis) ulaşır ve yayılır. UV-A ışını yıl boyunca ve gün içinde değişik saatlerde, mevsimlerde veya hava koşullarında değişmeksizin etkili olmaktadır. UV-B ışının dalga boyu 290-320 nm 'dir ve derinin üst tabakasını (epidermis) etkiler. UV-B ışını yaz aylarında ve yüksek rakımlı yerlerde daha yoğundur.
Gelen UV radyasyon dünya üzerinde yüzeylerden yansır. Yansıyan UV; eğer maruz kalınma süresi uzunsa direkt UV gibi insanlara, bitkilere ve hayvanlara zarar verebilir. Çoğu yüzeyler UV radyasyonu farklı derecelerde yansıtır. Kar, UV radyasyonun %85'in üstünde bir miktarla en yüksek bölümünü yansıtır ve UV radyasyon yükseklikle artar, bu nedenlerle de kayakçılar ve dağa tırmananlar dikkat etmelidirler. Kuru kum ve beton %12'nin üzerinde yansıtabilir. Su ise sadece %5'ini yansıtabilir. Kumlu sahillerde güneş banyosu yapanlar, bir parkta yeşil çimenler üzerinde güneşe maruz kalanlardan %10'un üzerinde daha fazla UV-B alırlar. Güneşli bir günde hafif bir rüzgar sizin serinlememize neden olabilir, fakat bu cildimize etki eden UV miktarını değiştirmez.
Güneşlenirken dikkat edilmesi gerekenler;
- Güneş ışınlarının en şiddetli olduğu öğlen saatlerinde (11.00 ile 15.00 arasında) güneşe çıkmamaya özen gösterilmelidir.
- Gölgede oturulmalıdır.
- Şemsiye, şapka kullanılmalı; açık renk giysiler giyilmelidir.
- Güneşten koruyan ürünler bilinçli kullanılmalıdır.
- Erişkinler deri tiplerine göre farklı koruyan faktör içeren ürünler kullanırlar, ancak çocuklarda deri tipine bakılmaksızın yüksek faktörlü ürünler kullanılmalıdır.
- Güneşten koruyan ürünler, güneşe çıkmadan yarım saat önce deriye uygulanmalıdır. Deriye yeterli miktarda ve kalınlıkta sürülmelidir. Güneşten koruyan ürünler deriye eşit miktarda yedirilerek ve gerekirse; sık havuza veya denize girmek, havlu ile kurulanmak ve terlemek gibi durumlarda gün boyunca uygulanmalıdır.
- Yüz, omuz, ense ve boyun gibi daha yoğun olarak güneş ışınlarından etkilenen bölgeler sürekli güneşten koruyan ürünler kullanılarak korunmalıdır.
- Tedavi amacı ile doktor tarafından verilen kimi ilaçlar (antibiyotikler, doğum kontrol ilaçları vb.) derinin güneş ışınlarına karşı duyarlılığını artırmaktadır. Bu durumda kişi doktorun önerileri doğrultusunda güneşten korunmalıdır.
Son yapılan bilimsel araştırmalar, bronzlaşma ile cilt kanseri arasında doğrudan bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Bu bağlamda yaz aylarında sağlıklı bronzlaşma yöntemleri konusunda kamuoyunu uyaran sağlık örgütleri, çocukların ve açık tenli kişilerin güneş ışığından korunması gerektiğine dikkat çekiyor. Kanser riski yanında güneş ciltte erken yaşlanmaya neden olmaktadır. Uzun süren güneş banyoları, deride zaman içerisinde incelme, elastikiyetin bozulması (kırışıklık), kuruluk, pigmentasyon değişikliği, kılcal damarların belirginleşmesi, fotoyaşlanma ve deri kanserinin oluşma riskinin artmasındaki temel nedendir. Deri kanserine yakalanan hastaların geçmişlerinde, özellikle çocukluk dönemlerinde iki veya üç kez ciddi güneş yanıklarına maruz kaldıkları da unutulmamalıdır.
Sonuç olarak özellikle çocukların olmak üzere tüm ciltlerin güneşten korunması cilt sağlığı açısından çok önemlidir