Bölümlerimiz
Bölümlerimiz
Cerrahi Bölümler
Dahili Bölümler
Dializ
Acil Servis
Ameliyathane
Yoğun Bakım
Labaratuvarlarımız
Kan Merkezi
Denge ve İşitme Mrkz
Radyoloji
Uyku merkezi
Kalibrasyon
Diyet
Egitim
Egitim
Faaliyetler
Ilk Yardim
Küresel Isinma
Eğitim Sunuları
Hastalıklar
Personel
Personel
Yönetim Personelimiz
Doktorlarımız
Hemşirelerimiz
Diğer Çalışanlar
Cihazlarımız
Cihazlarımız
Göz İçin Cihazlar
Üroloji Cihazları
Röntgen Cihazları
Ameliyathane Cihazları
Diğer Cihazlar
KBB İçin Cihazlar
Cildiye cihazlarımız
Kalibrasyon Cihazlarımız
Hasta Hakları
Hasta Hakları
Hasta Sorumlulukları
Hasta Hakları
Şikayetleriniz İçin
Kalite
Kalite
Kalite'ye Yolculuk..
Sağlık Kurulu
Sağlık Kurulu
Sağlık Kurulu Raporları
Genel Bilgiler
Genel Bilgiler
Hasta Ziyareti
Sağlık Haberleri
Günlük Doktor List
Tanıtım Videomuz
 

 
   
 
Aktif Ziyaretçi:34
Bugün Ziyaretçi:181
Toplam Ziyaretçi:542994
 
 
HastanemizAna SayfaServislerimizİletişimNöbetçi Eczaneler
    06 Eylül 2010
 
 
 Göğüs Hastalıkları
 Doktorlarımız
 
Uz.Dr. Hasan CASİM
 
Uz.Dr. Mine YOLSAL
 
KOAH NEDİR VE NASIL GELİŞİR ?
 
KOAH, “ Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı” isminin baş harflerinden oluşan kısaltılmış bir hastalık ismidir.
 
KRONİK kelimesi uzun süredir devam eden anlamındadır.
 
OBSTRÜKTİF kelimesi tıkayıcı anlamındadır ve bu hastalıkta nefes borularının (bronşların) tıkandığını göstermek için kullanılır.
 
O halde KOAH’ı, “uzun süredir bronşlarda tıkanmaya neden olan bir hastalıktır” şeklinde tarif edebiliriz. Bu hastalığın en kötü yanı, bronşlarda oluşan tıkanmanın bir daha düzelmemesi ve tedavi olunmaz ise hastalığın sinsice ilerlemesidir.
 
Hastalığın en önemli nedeni SİGARA bağımlılığıdır.
 
KOAH yaklaşık olarak 20 yıl günde bir paket sigara içme sonrasında ortaya çıkar. Eğer günde bir paketten daha fazla sayıda sigara içiliyorsa bu zaman daha da kısalır. Hastalık genellikle 40 yaşından sonra belirti vermeye başlar. KOAH teşhisi alan kişilerin büyük çoğunluğu halen sigara içen veya çok uzun süre sigara içmiş ve bırakmış kişilerdir. Hastalık sinsi ilerlediği için ve sigara bağımlıları öksürük, balgam çıkarma gibi şikayetleri önemsemedikleri için KOAH teşhisi konduğu zaman hastalar akciğer kapasitelerinin önemli bir kısmını kaybetmiş olmaktadırlar.
 
Sigara içen her beş, altı kişiden birinde KOAH gelişmektedir. Ülkemizde 20 yaş üstündeki kişilerin en az yarısı sigara bağımlısıdır. Dolayısıyla bizim gibi sigara içme alışkanlığının çok yaygın olduğu ülkelerde KOAH önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ülkemizde en iyimser tahmin ile 5 milyon KOAH’lı vardır. Fakat bu hastaların sadece az bir kısmı teşhis edilmektedir. Hastaların önemli bir sayısı hastalıklarının farkında olmayıp öksürük, balgam çıkarma ve nefes darlığı gibi şikayetleri çok rahatsız edici olmadıkca doktora gitmemektedirler. Sigara bağımlısı olanların rahatsızlıklarında doktora gitmemelerinin önemli bir nedeni de sigarayı bırakmaları konusunda uyarı almaktan kaçmaktır.
 
Sigara dumanı ile nefes borularına ve hava keseciklerine zararlı gazlar ve maddeler dolar . Yıllar geçtikce bu zararlı gazlar ve maddeler bronşların ve hava keseciklerinin yapısını bozmaya başlar. Bunun sonucunda bronşların hastalanmasıyla TIKAYICI BRONŞİT, hava keseciklerinin harabiyeti ve parçalanması ile AMFİZEM ortaya çıkar.
İşte KOAH adı altında bu iki hastalık yer almaktadır. Sigara içimi ile hem bronşlarda tıkayıcı bronşit hem de aynı zamanda amfizem gelişir. Akciğerlerde ortaya çıkan bu tıkanıklıklar ve bozulmalar sonucunda kana oksijen geçişi azalır ve vücudun oksijensiz kalması ile pek çok ciddi rahatsızlıklar doğar.
 
Oluşan bu bozuklukların tedavisi ve tamiri mümkün değildir. Akciğerler bu hastalık ile erkenden yaşlanır ve bozulur. Çünkü KOAH ilerleyici bir hastalıktır. KOAH başlayan bir hastada sigarayı biraktıktan sonra bozuklukların tamamen ortadan kaybolması çok zordur. Ancak sigaranın bırakılması ile hastalığın ilerlemesi yavaşlar. Diğer yandan sigara bırakılmaz ise hastalık çok hızlı ilerler. KOAH için kullanılan ilaçlar sadece hastaların nefes darlığı şikayetlerini azaltmak için kullanılır. Bu ilaçların hastalığı ortadan kaldırmak veya ilerlemesini yavaşlatmak gibi bir etkileri yoktur. Bu nedenle KOAH tedavisinin temelini sigarayı bırakmak oluşturur.
 
 
 
KOAH BELİRTİLERİ NELERDİR ?
 
·        ÖKSÜRÜK
·        BALGAM
·        NEFES DARLIĞI
 
Bu şikayetler uzun süredir devam etmektedir.
 
Öksürük ve balgam çıkarma önceleri sadece sabah görülür. Balgam çok az miktarda çıkar. Hastalar genellikle bu şikayetleri önemsemezler ve sigara içmenin doğal bir sonucu olarak kabul ederler. Gerçekte, şiddetli olmayan öksürük ile birlikte az miktarda balgam çıkarmak çok önemli bir hastalığın yani KOAH’ın erken habercisi olabilir.  Eğer sigara içmeye devam edilirse ve hastalık ilerlerse öksürükler şiddetlenir ve balgam miktarı gittikçe artar. Hastalar günün her saatinde balgam çıkarmaya başlarlar. Bazen boğulacak kadar şiddette öksürükler olmaya başlar.
 
Nefes darlığı hastalığın erken dönemlerinde koşma, hızlı yürüme veya merdiven çıkma gibi eforlarda ortaya çıkarken, hastalığın ilerlemesi ile istirahatte dahi nefes darlığı oluşur. Genellikle öksürük, balgam ve nefes darlığı şikayetleri 50 yaşına doğru  ciddi şekilde artış gösterir.
 
Bütün bu yakınmalar kış aylarında ve özellikle hava kirliliğinin yoğun olduğu dönemlerde ve gribal enfeksiyonlar sonrasında çok artar.
 
Sigara içen kişilerde bu şikayetlerden bir veya birkaç tanesi ortaya çıktığı zaman hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Çünkü erken teşhis ve sigaranın bırakılması ile ancak bu ilerleyici ve akciğerleri sakat bırakan hastalıktan kurtulmak mümkün olabilir.
 
KOAH, nefes darlığının şiddetine göre dört gruba ayrılır.
 
1-     Hafif KOAH
  • Ağır iş yapıldığı zaman veya hızlı yürüme ve merdiven çıkma esnasında bazen nefes darlığı hissedilir.
 
2-     Orta KOAH
  • Ağır iş yapıldığı zaman veya hızlı yürüme ve merdiven çıkma esnasında genellikle nefes darlığı hissedilir.
  • Bazen günlük işler yapılırken dahi nefes darlığı hissedilir.
  • Gece uykusu rahattır, nefes darlığı nedeniyle uykusuzluk çekilmez.
 
3-     Ağır KOAH
  • Günlük işler yapılırken genellikle nefes darlığı hissedilir.
  • Şiddetli halsizlik vardır.
  • Merdiven çıkmada çok zorlanılır.
  • Gece nefes darlığı nedeniyle uyku düzeni bozulur.
 
4-     Çok ağır KOAH
  • Otururken dahi nefes darlığı hissedilir.
  • Oda içinde yürümek zorlaşır.
  • İşe gidilemez.
Hastalığın ileri dönemlerinde kanda ve organlarda oksijen miktarı önemli oranda  azalacağı için çok daha fazla rahatsızlıklar belirir. Bunlar;
 
  • Bol terleme
  • Dilde, dudaklarda, parmak uçlarında morarma
  • Şiddetli baş ağrısı
  • Çarpıntı
  • Gündüzleri uyuklama, geceleri uykusuzluk
  • Zihinsel faaliyetlerde azalma (unutkanlık, dikkatsizlik)
  • Aşırı sinirlilik
  • Şiddetli halsizlik, yorgunluk
  • Zayıflama
  • Cinsel güçte azalma
  • Mide rahatsızlıkları, karında şişkinlik ve hazımsızlık
  • Kabızlık
  • Ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma hissi
  • Ellerde titreme
 
Hastalığın ilerlemesi ile kalp yetmezliği meydana gelebilir ve ayaklarda su toplama başlar. Kalp yetmezliği gelişen hastalarda hastalığın ileri dönemlerinde nefes darlığı çok şiddetlenir ve hastalar evden dışarı çıkamaz hale gelirler. Bu dönemdeki hastalar artık günün en az yarısında oksijen makinasına bağlı kalırlar. 
 
Hastalığın çok ilerleyerek yukarıda belirtilen ağır rahatsızlıkların ortaya çıkmasını önlemek için yapılması gereken SİGARANIN TERK EDİLMESİDİR.
 
KOAH teşhisi konmuş hastalara çok önemli bir sorumluluk yüklenmektedir. Bu hastalığın zararlı etkilerini bizzat yaşadıkları için  çevrelerinde bulunan sigara bağımlısı yakınlarını ve arkadaşlarını uyarmak ve hatta baskı yapmak zorundadırlar.
 
KOAH NASIL TEŞHİS EDİLİR ?
 
KOAH ilerleyici ve geriye dönüşü olmayan bir hastalık olduğu için, ne kadar erken teşhis edilir ve ne kadar erken tedaviye başlanırsa hastalık o kadar az rahatsızlığa neden olacaktır. Ne yazık ki, KOAH’lı hastalar ilk teşhis edildikleri anda genellikle akciğer kapasitelerinin önemli bir kısmını kaybetmiş oluyorlar. Bunun nedeni öksürük, balgam ve nefes darlığı şikayetlerini ihmal etmeleridir. Hastalığın hafif dönemde iken teşhis edilmesi ile tedavi kolaylaşacak, hastalar tedaviden daha çok yararlanacak ve  hastalığın ilerlemesi durdurulmuş olacaktır.
 
KOAH, teşhisi çok kolay olan hastalıklardan birisidir. Bu hastalığı akla getiren iki önemli özellik vardır. Bunlar;
 
1-     Sigara içimi.
2-     Uzun zamandır ÖKSÜRÜK, BALGAM ve NEFES DARLIĞI  şikayetleri olması.
 
KOAH hastalığının kesin teşhisinde solunum testi yapılır. Bu çok kolay uygulanan bir testtir. Derin bir nefesle alınan hava solunum test cihazının plastik borusu içinde çok hızlı bir şekilde üflenir.
 
KOAH erken teşhisi için sigara içen ve 40 yaşını aşmış herkes yılda bir kez solunum testi yaptırmalıdır. Uzun süredir öksürük, balgam ve en önemlisi nefes darlığı şikayetleri olan sigara içicilerde KOAH riski çok yüksektir. Bu kişilerin en kısa sürede solunum testi yaptırmaları gerekir.
 
Solunum testi ile hem KOAH teşhisi konur hem de hastalığın şiddeti belirlenir. KOAH tedavisi hastalığın şiddetine göre planlanacaktır.
 
 
KOAH NASIL TEDAVİ EDİLİR ?
 
KOAH tedavisinde başarılı olabilmek için uyulması gereken kurallar;
 
  • Sigaranın bırakılması,
  • Tozlu ve dumanlı ortamlarda çalışmamak, bulunmamak ve
  • Düzenli ilaç tedavisidir.
KOAH tedavisinin temelini “sigaranın terk edilmesi” oluşturur. Sigara bırakıldığı zaman bronşlardaki ve hava keseciklerindeki bozulmaların şiddeti yavaşlar. İlaçlar hastalığın ilerlemesini önlemez bu nedenle sadece nefes darlığını azaltmak için kullanılırlar.
 
Sigarayı bırakamayan bir hastanın ilaçlardan yarar beklememesi gerekir. İlaçlar sadece geçici süre için nefes darlığını azaltabilir. Sigarayı bırakmayan hastalar her yıl bir önceki yılı arayacaklardır. Birkaç yıl sonra hastalık çok ilerleyince hastalar isteseler dahi sigara içemez hale geleceklerdir. Başka bir ifade ile “hasta sigarayı bırakmayacak, sigara hastayı bırakacaktır”. Fakat bu durumdaki bir hastanın artık günlük işlerini yapabilmesi çok zorlaşmış olacaktır. Böyle bir hastanın geriye dönük pişmanlıkları ve “keşke şu mereti içmeseydim” şeklindeki yakınmalarının bir faydası olmayacaktır. 
 
KOAH’lı hastaların nefes darlıklarını rahatlatmak amacıyla kullanılan çok sayıda ilaç vardır. Bunların bazıları solunum yolu ile kullanılırlar.
 
Solunum yolu ile kullanılan ilaçlar, çalışma prensipleri ve şekilleri birbirinden farklı cihazlar yardımı ile kullanılırlar. Solunum yolu ile kullanılan ilaçların  dozları çok düşüktür. Fakat ilaçlar direkt olarak solunum yollarına ulaştığı için etkileri çok kuvvetlidir. Ancak etkili olabilmeleri için doğru teknik ile kullanılmaları gerekir. Bu cihazların nasıl kullanılacağı çok iyi öğrenilmelidir. Hata varsa bunu düzeltmek için muayene sırasında hekim önünde kullanma denemeleri yapılmalıdır.
 
İlaçların dozu düşük olduğundan ve kullanılan dozun da çok az bir kısmı kana karıştığından yan etkileri yok denecek kadar azdır. Solunum yoluyla kullanılan ilaçlar alışkanlık yapmazlar, dişlere ve akciğerlere herhangi bir zarar vermezler.
 
Oksijen tedavisi:
 
Çok ağır KOAH’lı hastalar sürekli olarak günde en az 15 saat oksijen kullanma zorundadırlar. Kanda oksijen seviyesi tehlike sınırının altına inmiş olan hastaların uzun süreli oksijen tedavileri hem şikayetlerini azaltacaktır hem de yaşam kalitelerini artıracaktır. Çünkü KOAH’da ortaya çıkan sorunların önemli bir bölümü vücudun yeterince oksijen almamasından kaynaklanır.
 
Oksijen tüpleri bu amaçla kullanılmazlar. Çünkü tüpler kısa sürede
bitecektir ve bunların tekrar doldurtulması gerekecektir. Uzun süreli oksijen tedavisi için “oksijen konsantratörü” adı verilen ufak bir komidin boyutunda cihazlar kullanılır. Oksijen cihazının doldurulması gereken deposu yoktur, bu makinanın kendisi oda havasından oksijen üretmektedir.
 
Sosyal güvencesi olan hastalara heyet raporu karşılığında oksijen konsantratörü ücretsiz olarak verilmektedir. Heyet raporu için bu cihazın kullanılmasını gerektirecek kadar ağır KOAH olduğunu belgelemek amacıyla bazı basit testlerin yapılması gerekir. Böylece uzun süreli oksijen tedavisi alması gereken hastalar belirlenmiş olmaktadır.
 
Uzun süreli oksijen tedavisi alan hastaların uyması gereken kurallar;
 
  • Günde en az 15 saat oksijen alınmalıdır.
  • Yangın tehlikesi nedeniyle oksjien cihazının yanında sigara içilmemelidir.
  • Cihaz sobadan uzak tutulmalıdır.
  • Gece kan oksijen seviyesi çok daha fazla düştüğü için uyku süresince oksijen alınmalıdır.
  • Cihazın bakımı düzenli yapılmalıdır.
 
Tedavide yardımcı tedbirler:
 
  • Yapılabilecek kadar egzersiz yapılmalıdır. Sürekli oturmak ve egzersizden kaçınmak kasları güçsüzleştirir ve nefes darlığını artırır.
  • Ağır egzersizlerden (ağır yük taşımak, bahçede çalışmak gibi) kaçınılmalıdır.
  • Soğuk ve hava kirliliğinin fazla olduğu saatlerde dışarıya çıkılmamalıdır.
  • Sık aralıklarla ve her öğünde az miktarda yeme alışkanlığı kazanılmalıdır.
  • Yiyecekler daha çok sulu gıdalardan (çorba, sulu sebze yemekleri) oluşmalıdır. Katı ve ağır yemekler sonrasında nefes darlığı artmaktadır.
  • Hazımsızlığa ve gaz şikayetlerine neden olabilecek yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
  • Bol sıvı (su, asitsiz meyve suları, bitkisel çaylar) tüketilmelidir.
  • Kilosu fazla olan hastaların şikayetleri de o kadar çok artacaktır. Kilolu hastaların fazla kilolarını azaltmak için çaba göstermeleri gerekir. Bunun için yağlı, tatlı ve unlu yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
  • Her yıl sonbaharda grip aşısı yaptırılmalıdır. Grip salgınları döneminde kalabalık yerlerde bulunulmamalıdır. Enfeksiyon hastalıklarından korunmak için yanaktan öpüşme alışkanlığı terk edilmelidir.  Grip ile birlikte hastalık bir anda şiddetlenir, şikayetler ağırlaşır ve genellikle hastaların hastanede yatırılarak tedavileri gerekir.
  • Nefes darlığının şiddetlendiği zamanlarda derin nefes aldıktan sonra ıslık çalar gibi dudakları büzerek nefesinizi yavaşca dışarıya üfleyin. Bunu ne kadar sık yaparsanız o kadar rahatlarsınız.
  • Sırtınız dik olacak şekilde rahat bir koltuk, divan veya sandalyeye oturun. Bir elinizi göğsünüzün üzerine diğer elinizi ise karın bölgenize koyun. Nefes alır verirken göğsünüz üzerindeki el hareket etmemelidir. Burundan “bir, iki” sayılarını söyleyerek nefes alın. Nefes alırken göğsünüz hareket etmesin karın kaslarınız yukarıya doğru hareket etsin. Daha sonra “bir, iki, üç, dört” sayılarını söyleyerek yine burundan aldığınız nefesi dışarıya üfleyin. Bu şekildeki soluk alıp verme alışkanlık haline gelene kadar bu egzersizlere devam etmelisiniz. Böylece solunum yaptıran diafragma kası güçlenir ve daha az nefes darlığı hissedersiniz.
TÜRKİYE SOLUNUM ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ ASTIM ÇALIŞMA GRUBU ASTIM NEDİR?
 
Astım bronş dediğimiz akciğer içi hava yollarının müzmin iltihabi bir hastalığıdır. Bu iltihap alerjiye veya sık geçirilen enfeksiyonlara  bağlı gelişebilir.Astımda:
-Havayolları iltihaplı ,şiş ve kızarıktır
-Havayolları iltihaba bağlı daralmıştır
-Havayollarında aşırı duyarlık vardır.
 
HAVAYOLLARINDA AŞIRI DUYARLILIK NEDİR?
 
Hava yollarında aşırı duyarlılık normal bir insanın hava yollarının karşılaştığı zaman herhangi bir kasılmaya   yol açmayan  sigara dumanı , parfüm ,yemek ve bazı diğer  kokulara karşı aşırı bir tepki vererek bronşların daralması halidir . Bu temas sonucu hastalarda  öksürük krizi ve nefes darlığı ortaya çıkabilir.
 
ASTIMIN BELİRTİLERİ NELERDİR
 
-         Nefes darlığı
-         3 haftadan uzun süren öksürük
-         Göğüste ıslık sesi
-         Göğüste tıkanıklık hissidir
Nefes darlığı ataklar halinde gelmekte olup özellikle geceleri uykudan hastayı kaldırması tipiktir. Ataklar arasında hastanın genelde nefes darlığı yakınması yoktur. Hastaların  bir kısmında nefes darlığı sürekli bir hal alabilir ve hastanın yaşam kalitesini bozarak sürekli geceleri uykudan uyandırmaya, iş gücü kaybına, acile baş vuralara  , hastaneye yatmalara neden olabilir. Astımlılarda mutlaka nefes darlığı olmak zorunda değildir. Öksürükle de seyreden astım formaları vardır.Özellikle geceleri gelen ve hastayı uykudan uyandıran öksürük , eforla gelen öksürük yakınmaları olduğunda astım olası bir tanı olarak akla gelmelidir.
 
ASTIM ATAĞINDA NELER OLUR
 
Astım atağında genelde  tetiği çeken bir faktör vardır. Altta yatan temel neden çoğu hastada alerji olmakla beraber en sık olarak enfeksiyonları takiben hastalarda astım ataklarına rastlanır. Astım atağında havayollarında var olan iltihap daha da artarak hava yollarını iyice daraltır. Havayollarında balgam üreten hücrelerin salgısı artar ve  balgam tıkaçları oluşarak  hava yollarını tıkar. Ayrıca hava yollarını atrafında var olan kas lifleri kasılarak var olan patolojinin daha da artmasına ve hava yollarının daha da daralmasına neden olur.
 
ASTIMIN NEDENİ NEDİR ?
 
Astım temelde genetik bir hastalıktır.  Yakın aile çevresinde astım olan kişilerde astım gelişme olasılığı daha yüksektir.  Aile yakınlarında astım olmadan da genetik bazı bozukluklara bağlı olarak astım gelişme olasılığı vardır. Ayrıca çevresel faktörlerde astım gelişiminde rol oynayabilir.
 
ASTIM ATAKLARINI NELER OLUŞTURABİLİR?
 
Sık olarak astım atağına yol açan  etkenler şunlardır:
1)      Ev tozu akarları
2)      Çimen,ağaç ,hububat polenleri
3)      Küfler
4)      Hamam böcekleri
5)      Kedi,köpek, kuş gibi ev içersinde beslenen hayvanlar
6)      Nezle grip gibi enfeksiyonlar
7)      Sigara dumanı, odun ,kömür dumanı, tezek yakma, parfüm,saç spreyleri, yemek ,boya kokuları gibi ağır kokular, otomobil içersindeki kokular,sis ve hava kirliliği
8)      Psikolojik faktörler
9)      Egzersiz
10)  Aşırı rutubetli iklim
11)  Hava ve mevsim şartlarında değişim
12)  Gülme, ağlama gibi ani sık nefes alış verişini gerektiren manevralar
13)  Mesleki faktörler
 
EV TOZU AKARLARINDAN NASIL KORUNULABİLİR?
 
Ev tozu akarları gözle göremediğimiz ancak içortamlarda  milyarlarca bulunan mikroskop altında keneye benzeyen canlılardır. Bunlar en çok yatak,yastık yorgan ,battaniye, halı ,perde mobilya gibi yerlerde barınır. Yüksek yerlerde akarların yaşama olasılığı çok azken özellikle rutubetli iklimlerde yaşama olasılığı çok fazladır. Örneğin Erzurum’da ev içi havadaki akar konsantrasyonları  çok çok düşükken Istanbulda akar konsantrasyonları çok fazladır.
Akar alerjisi  olan hastaların korunmak için :
1)      Yatak örtüsü,nevresim ve çarşafların haftada en az iki kez değiştirilerk 60C üzerinde bir sıcaklıkta yıkanması
2)      Evde sık sık temizlik yapılması, tercihan temizliği başkasının yapması,kendiniz yapıyorsanız  maske kullanmanız
3)      Evin sık sık havalandırılması,
4)      Yatak odasında halı varsa kaldırılması
5)      Kumaş döşeli eşyalar yerine deri, suni deri, ahşap ve plastikten yapılmış olanlar tercih edilmesi
6)      Evde peluş oyuncak barındırmamak
7)      Yatak ve yastıkların  akarları geçirmeyen   özel bir kılıf ile kaplanması
8)      Akarları öldüren özel kimyasal solüsyonlarla temizlik yapılması
9)      Özellikle HEPA filtre içeren hava temizleme cihazlarının  kullanılması
 
gibi önlemlerin alınması uzun vadede alerjik şikayetlerin kontrolü açısından faydalı olabilir .
 
POLENLERDEN NASIL KORUNULABİLİR?
 
1) Polen sezonu( nisan-mayıs-haziran) gerekli olmadıkça dışarıda dolaşmamalı,pikniğe gidilmemelidir.
      2) Ev ve arabalarda polenleri tutan hava filtreleri,hava temizleme cihazları kullanılabilir
3) Polenin yoğun olduğu günlerde dış ortamda maske ve gözlük takılabilir
4) Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde kapı ve pencereler kapalı tutulmalıdır
5) Evdeki pencerelerin ince örgülü telle kapatılması yarar sağlayabilir
6) Polen sezonu boyunca alerjiye karşı koruyucu antialerjik ilaçlar alınmalıdır
  
KÜF MANTARLARINDAN NASIL KORUNABİLİRİZ
 
1)Evde nemli rutubetli duvarlar varsa tamirini yaptırın
2)Evde havalandırmayı arttrrın
3)Küflü malzemeleri atın, küflü yerleri çamaşır suyu ile silin
 
HAMAM BÖCEKLERİ
 
Evde bulunan kalorifer böceği veya hamam böceği dediğimiz böceklerin  son yıllarda astımlılarda  şikayetleri arttırdığı ortaya konmuştur.
Korunma için:
1)Böcek giriş yerleri yok edilmeli
2)Böcek ilacı ile  ilaçlama, ardından yoğun temizlik yapılmalı
3)Açıkta çöp, gereksiz eşya, yiyecek bırakılmamalı ,mutfak temizliğine özen gösterilmelidir.
 
EV HAYVANLARINDAN KORUNMA
 
1)      Allerjik kişinin evine mümkünse ev hayvanı alınmamalı
2)      Eğer evde hayvan varsa mümkünse uzaklaştırılmalı
3)      Evdeki hayvan uzaklaştırılamıyorsa HEPA filtreli bir hava temizleme cihazı yararlı olabilir
4)       Yakın temasta maske takılabilir
5)      Hayvanın tüyleri allerjenlerin miktarını azalatabilecek özel bir şampuanla haftada bir yıkanabilir.
 
ENFEKSİYONLARDAN KORUNMA
 
Astımlılarda en çok tetiği çeken faktör enfeksiyonlardır. Korunma için:
1) Her sene sonbahar aylarında mutlaka grip aşısı yaptırın
2) Gribi olan kişi ile yakın temas kurmayın
3) Kış ayları boyunca vücut direncini arttırıcı vitaminler ve antioksidanlar içeren meyve ve sebzeleri bol miktarda tüketin, gerekirse vitamin takviyesi alın.  
4) Özellikle merkezi havalandırması olan işyerlerinde çalışanların havalandırmadan gelebilecek enfeksiyon etkenlerine karşı koruyucu olarak hava temizleme cihazı kullanması önerilebilir.
5) Astımlı hastalarda sık görülen sinüzit hastalığına karşı dikkatli olun. Islak saçla dışarıya çıkmayın. Sinüzit belirtileri varsa (burun tıkanıklığı, koyu renkli geniz akıntısı, öksürük balgam) doktor önerisi ile uzun süreli 15-20 gün antibiyotik kullanmanız gerekebilir.
6)İnfeksiyon döneminde astım  ilaçlarınızın dozunu arttırmanız gerekebilir
 
ZARARLI ETKENLERDEN KORUNMA
 
1)      Sigara içilen ortamda bulunmayın
2)      Hava kirliliğinin,sisin yoğun olduğu havalarda dışarıya çıkmayın
3)      Saç spreyi, parfüm deodarnt kullanmayın ,yakınlarınızı da sizin iyiliğiniz açısından kullanmamaları açısından ikna edin,
4)      Isınmak için odun ,kömür sobasından kaçının
 
PSİKOLOJİK KORUNMA
 
Astımda kontrolü güçleştiren  en önemli faktörlerden biridir. Psikolojik sorunlar astım atağını tetikleyebilir ve  astım tedavisine uyumu güçleştirebilir .
1)      Rahatlatıcı , gevşetici nefes alma teknikleri, meditasyon gibi teknikleri öğrenin ve uygulayın
2)      Sürekli pozitif düşünmeye çalışın.Gerekirse bu konuda gerekli kitap okuma ,kurs  gibi eğitimsel faaliyetlerde bulunun
3)      Doktorunuz  gerek görüyorsa sizi psikolojik yönden destekleyecek bir ilaç kullanın
 
EGZERSİZ
 
Astımlı hastaların büyük bir kısmında egzersiz sonrası nefes darlığı şikayetleri ortaya çıkmaktadır. Korunmak için:
1)      Özellikle soğuk kuru havalarda egzersiz yapmaktan kaçının
2)      Kirli,sisli havalarda egzersiz  yapmaktan kaçının
3)      Egzersiz öncesi kısa sprintlerle ısınma hareketleri yapın
4)      Gerekiyorsa egzersiz öncesi rahatlatıcı ilacınızı alın
 
IKLİM
 
İklim astımı olumlu veya olumsuz etkileyebilir.
Özellikle rutubetli iklime sahip yerlerde yaşayan astımlılarda   şikayetlerde artma mevcuttur.Örneğin bir çok hastanın astımı rutubetin fazla ve hava kirliliğinin yoğun olduğu bir yer olan İstanbulda  fazlalaşmaktadır. Bu amaçla mümkün olduğunca ılıman iklime sahip yerlerde yaşanması önerilmektedir
 
MESLEKİ FAKTÖRLER
 
Mesleki astım en sık rastlanan meslek hastalıklarından biridir. Eğer şikayetler belli bir işyerine girdikten sonra ortaya çıkıyor ve kesin iş ile ilişki kurulabiliyorsa mesleki astım tanısı konabilir. Eğer var olan astım bir işyerine girdikten  sonra artıyorsa buna işle artan astım denir.
Korunma için:
1)      İşten uzaklaştırma,yer değiştirme
2)      Meslek seçerken riskli mesleklerden uzak durma (ör:fırın,berber, oto boyacılığı, mobilya imalatı, deterjan fabrikası,ilaç imalatı vs.
 
GEBELİK VE ASTIM
 
-Gebelerin 1/3 ünde astım şikayetleri artar
-Astım semptomları en çok 29-38.haftalar arasında artış gösterir
-Gebelik süresince astımınızı tetikleyecek etkenlerden uzak durun
-Bebeğinize yardım etmenin en iyi yolu astımınızın kontrol altına alınmasıdır. Astım ilaçlarının büyük bir çoğunluğu bebek üzerine herhangi bir olumsuz etkiye sahip  olmayıp güvenle kullanılabilir.
 
ALERJİK NEZLE VE ASTIM
 
Astımlı hastaların yaklaşık %70-80 inde alerjik nezle vardır. Bu yüzden tek hava yolu hastalığı kavramından bahsedilmektedir.
-Astımınız varsa  sık hapşırık,burun tıkanıklığı, burun akıntısı gibi şikayetleriniz varsa alerjik nezleniz de vardır
-Alerjik nezle tedavisi ile astım kontrolü çok daha iyi sağlanabilmektedir.
-Doktorunuzun önerdiği anti alerjik ilaç ve burun spreylerini önerilen süre kullanınız
- Alerjik nezle birlikte sinüzit sık görüldüğü için arada Kulak Burun Boğaz muayenesi olarak sinüzit olup olmadığı ,burunda polip denen etlerin gelişip gelişmediğinin kontrolünde fayda vardır.
 
DİĞER İLAÇLAR VE ASTIM
 
Astımlı hastaların bir kısmında bazı ilaçlara karşı hassasiyet olabilir. Bu ilaçları aldıktan sonra alerjik reaksiyonlar ve astım ortaya çıkabilir.
1)      Aspirin ve diğer ağrı kesicileri mümkün olduğunca kullanmayın. Kullanmanız gerektiğinde yan etki ihtimali daha az olan parasetamol veya nimesulid türü ilaçları tercih edin
2)      Bazı tansiyon ilaçları bronşlardaki duyarlığı artırabilir. Öksürük krizlerine ve nefes darlığında artmaya neden olabilir.
3)      Bazı antibiyotikler seyrekde olsa astım krizlerini tetikleyebilir.Antibiyotikleri dikkatli ve doktor önerisi ile kullanmak da fayda  vardır.
 
GIDA  VE ASTIM  İLİŞKİSİ
 
Gıdalarla astımın ilişkisi özellikle  erken çocukluk döneminde ortaya konmuştur. Erişkinlerde bu ilişki belirgin değildir. Yine de özellikle gıda katkı maddesi içeren yiyecek ve içeceklerden uzak durmkta fayda vardır. Mümkün olduğu kadar doğal beslenme önerilmektedir.
 
ASTIM VE REFLÜ
 
 Astımlı hastaların bir kısmında reflü şikayetleri vardır. Reflü mide asidinin yemek borusundan yukarı doğru kaçmasına verilen isimdir. Kendisini göğüs arkasında yanma , midede ekşime,ağza acı ekşi sular gelme gibi belirtilerle gösterebilir. Ancak reflüsü olanların yarısında reflü belirtisi yoktur. Mide asidi solunum yollarına kaçtığında astımın kontrolünü güçleştirebilir ve müzmin inatçı bir öksürüğe yol açabilir. 
-Ağır, yağlı, baharatlı,kolalı  yiyecekler yenilmemeli ve alkol içilmemelidir
-Az ve sık yemek yenilmesi önerilir
-Yatarken yüksek yastık kullanmalı veya yatağın baş tarafı yükseltilmelidir
-Reflüyü engelleyen tedavi eden ilaçlarla hem reflünün hem astımın kontrolünde başarı sağlanabilir.
 
ASTIM VE SİGARA
 
-Hamileyken sigara içen annelerin bebeklerinde astım gelişme riski  fazla olduğu gibi gebelik süresince pasif sigaraya maruz kalan gebelerin (örneğin baba sigara içiyorsa)  çocuklarında da astım gelişme olasılığı fazladır
-Çocukların hayatlarının ilk yıllarında sigaraya maruz kalmaları ,akciğer gelişimini olumsuz etkilediği,solunum fonksiyonlarının yaşıtlarından daha düşük olmasına yol açtığı gibi astım gelişme olasılığını artırmaktadır.
-Astımlıların pasif olarak sigaraya maruz kalmaları astım ataklarının sıklığını arttırmakta kontrolü güçleştirmektedir
-Sigara astımlılarda tedavi edici ilaçların tedavi etme yeteneğini bariz şekilde azaltmaktadır
 
ASTIM TAMAMEN YOK EDİLEBİLİRMİ?
 
Astımı tamamen yok etmek mümkün olmayabilir ancak astımda tam kontrol mümkün olabilir. Özellikle düzenli takip ,disiplinli ilaç kullanımı ve doktor tavsiyelerinin yerine getirilmesi ile astımın tam kontrolü mümkündür.
 
ASTIMDA TAM KONTROL NE DEMEKTİR?
 
Astımda tam kontrol hastanın hiç bir nefes darlığı,öksürük,göğüste tıkanıklık hissinin olmaması, eforla nefes darlığının olmaması, gece nefes darlığı ile uyanmaması  , kurtarıcı ilaç kullanmaması, nefes darlığı nedeni ile acile başvurmaması, astım nedeniyle hastaneye yatmaması ve bunlar sağlanırken de ilaçların herhangi bir yan etkisi olmaması anlamına gelmektedir.Bu hastaların çoğunda ulaşılabilir bir hedeftir.
 
ASTIMDA EVDE  TAKİP NASIL YAPILIR?
 
Astımda evde takip hasta tarafından kolaylıkla yapılabilir. Hastanın hedefi tam kontrolü sağlamak olmalıdır. Bunun için hekimi tarafından önerilen ilaçları düzenli olarak kullanırken kendi durumunu sürekli değerlendirmelidir. Bu değerlendirmeleri objektif hale getirmek ve  kontrole gidince, iki kontrol arası sürede  durumunun nasıl olduğunun doktor tarafından anlaşılabilmesi için semptom skorları tutabilir. Değişik semptom skor formları mevcuttur. Hasta bir çizelge yaparak günlük olarak  semptom skorlarını basit olarak: 0=nefes darlığı yok 1=hafif nefes darlığı 2=orta derecede nefes darlığı 3= şiddetli nefes darlığı şeklinde bir kağıda yansıtabilir. Aynı çizelgeye kurtarıcı ilaç kullanımı olup olmadığı , gece nefe darlığı ile uyanma olup olmadığı gibi detaylar da eklenebilir. Ayrıca PEFmetre denilen asit bir cihazla evde solunum fonksiyonları hakkında kabaca fikir sahibi olunabilir. Hastanın yaş ,boy cinsine göre normal değerler hekim tarafından saptanarak hastaya belli değerlerin altında kurtarıcı ilaç kullanması gerektiği belli değerler altına düşünce de  mutlaka doktoruna başvurması gerektiği söylenebilir.
 
ASTIMDA HASTANEDE  TAKİP NASIL YAPILIR?
 
Astımlı hastada sık akciğer grafisi çekmeye gerek yoktur. Hastalığın ilk tesbitinde diğer hastalıkları ayırdetmek için bir sefere mahsus akciğer grafisi çekmek yeterlidir. İlk başlangıçta allerji deri testleri yapılabilir. Kan ve burun salgılarında alerji hücrelerinin sayısının artıp artmadığına bakılabilir. Hastaya   daha sonra solunum fonksiyon testleri yapılır . Solunum fonksiyon tetsleri imkan varsa her vizitte tekrarlanarak bazı parametrelerdeki değişimler izlenebilir. Solunum fonksiyon testlerinizde bir bozukluk varsa bronşları açacak bir ilaç  vererek 15-20 dakika sonra 2 . bir test yapıp bronşlardaki tıkanıklığın ilaca verdiği yanıt derecesi saptanabilir. Eğer solunum fonksiyonları normalse özellikle tanı safhasında  bronş kasıcı bazı maddeler uygulanarak bronş aşırı duyarlığını ölçen provokasyon testi denen bazı özel testler yapılabilir.
 
ASTIM VE TEDAVİ
 
Astımlı hastaların tedavisinin temelini eğitim oluşturmaktadır. Hasta hastalığı ile ilgili tüm bilgilere sahip olmalı, hekim ile sürekli diyalog halinde olmalıdır. Sağlığındaki en ufak değişimleri hekimiyle paylaşmalı ,önerilen ilaçları önerilen süre düzenli kullanmalı ,düzenli kontorollerine gitmelidir. Eğer hasta günlüğü tutması ve PEF metre ölçümleri yapması istendiyse bunları aksatmadan ve bıkmadan yerine getirmelidir  bu öneriler tutulduğu zaman astımın tam kontrolü mümkün olabilir. Astım ilaçlarının büyük bir kısmı soluk alma (inhalasyon) yolu ile kullanılan ilaçlardır ve özel aletlerle verilmektedir. Bu değişik aletlerin kullanımı konusunda mutlak surette hekiminizden eğitim almalı ve tekrarlayan vizitlerde doğru kullanıp kullanmadığınız hekim tarafından kontrol edilmelidir.
Tedavi ikiye ayrılır : 1)Koruyucu,tedavi edici ilaçlar 2) Rahatlatıcı, bronş genişletici ilaçlar
 
KORUYUCU, TEDAVİ EDİCİ İLAÇLAR NELERDİR?
 
Bu ilaçların temelini sprey veya toz şeklinde verilen kortizonlu ilaçlar oluşturmaktadır . Bunlar tek başına veya  alerji iltihap giderici etkisi olduğuna inanılan uzun etkili beta mimetik denen ilaçlar la birlikte verilebilir. Bu ilaçların sürekli önerilen dozlarda kullanılması tam olarak kontrolü sağlayabilir.Dozları kontrollerde doktorunuz tarafından ayarlanabilir.
İnhalasyon yolu ile kullanılan kortizonlu ilaçların önerilen dozlarda kullanılması halinde yan etkileri  çok çok az olup uzun yıllar güvenle kullanılabilir. Aynı şekilde kombine şekilde verilen uzun etkili beta mimetik ilaçların da yan etkileri ihmal edilebilecek düzeylerdedir.
Yardımcı  tedavide  bir diğer kullanabilecek ilaç lökotrien antogonistleri denen ilaç grubu olup , tablet şeklinde kullanılan bu ilaçların etkinliği gerek kortizonlu gereksede kombine ilaçlara göre daha az olup özel durumlarda doktor tavsiyesi ile kullanılabilir. Astımınızın kontrolünde güçlük çekilen bazı durumlarda doktorunuz size ağızdan kortizon verebilir. Doktorun önerdiği süre ve gerekli önlemlerle birlikte kullanılan tablet şeklinde kullanılan kortizonun yan etkiler sanıldığı kadar çok değildir. Ancak bu ilacı kesinlikle aklınıza geldiği zaman ve düzensiz bir şekilde doktor önerisi olmadan kullanmayınız! Bu takdirde tedavinizde geri dönüşümü olmayan bazı sorunların ortaya çıkmasına neden olabilirsiniz. 
 
RAHATLATICI,BRONŞ GENİŞLETİCİ İLAÇLAR NELERDİR?
 
Bunlar kısa etkili beta mimetik ilaçlar dediğimiz ilaçlardır etkileri  çok kısa sürede başlar.  Bronşları genişletir. Bronş kaslarında spazmı çözer ve hastanın katı balgam parçalarını kolaylıkla çıkarmasını sağlar.  Bu ilaçları tek başına çok sık ve hekime danışmadan kullanmanız doğru değildir.Özellikle kalp hastalarında tehlikeli sonuçlara neden olabilir.
 
İMMUNOTERAPİ (AŞI TEDAVİSİ) YAPTIRAYIM MI?
 
İmmünoterapi alerjiniz olan maddeyi gittikçe artan dozlarda vücuda vererek vücutta o maddeye karşı bağışıklık oluşturmayı hedefleyen bir tedavi şeklidir. Astımın kontrolünde güçlük çekilen ,astımla birlikte alerjik nezlesi de olan özellikle çocuk ve gençlerde doktor önerisiyle immünoterapi denenebilir.
 
HAYAT BOYU İLAÇ MI KULLANACAĞIM?
 
Gerekirse evet ! . Tedavide kullanılan ilaçlar yıllardan beri kullanılan, milyonlarca insanda denenmiş güvenilir ilaçlardır. Çok uzun süreler kullanımlarında güvenilirlikleri kanıtlanmıştır.
Astım tedavisinde amaç ağır bir astımlıyı orta derecede astımlı hale getirebilmek, orta astımlıyı ise hafif astımlı hale getirebilmektir. Bu amaçla bazen ilaçların hiç dozunu azaltmadan sizin kontrolünüzün sağlandığı dozda 6ay- 1 sene sürekli kullanmak gerekebilir. Bu süre  sonunda tam olarak kontrol sağlandı ise hekiminizin dozu düşmeyi deneyebilir.Dozu kendiniz düşmeyiniz.  Doz gittikçe düşürülerek bir süre sonra hiç ilaç kullanmaz hale gelebilmek  hastaların bir kısmında mümkün olabilmektedir. Ancak ilaçların dozunu kendiniz azaltmayın ve ilaçlarınızı kendiliğinizden bırakmayın.
 
ASTIM ATAĞINDA NE YAPACAĞIM?
 
Astım atağında  kullanmakta olduğunuz kısa etkili beta mimetik ilacı 2 nefes almanız gerekmektedir. Şayet nefesinizde bir düzelme hisstemezseniz 20 dakika sonra 2 nefes daha bu ilaçtan alabilirsiniz. İkinci ilaç alımından 20 dakika sonra hala nefesiniz düzelmedi ise  ve özellikle durumunuz daha da kötüye gidiyorsa en yakın sağlık kuruluşuna baş vurarak acil yardım almanız gerekebilir.
 
TÜBERKÜLOZ:
 
Tüberküloz hastalığının belirtileri nelerdir?
Tüberküloz hastalığının belirtileri, genel yakınmalar ve akciğere özgü yakınmalar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Genel yakınmalar, özellikle akşama doğru yükselen ateş, gece terlemesi, kilo kaybı, iştahsızlık ve halsizliktir. Akciğere özgü yakınmalar ise iki haftadan uzun süren öksürük, balgam çıkarma, değişken miktarlarda kan tükürme, göğüste ağrı ve nefes darlığıdır. Yakınmalar genellikle hafif başlar, yavaş ilerler. Hastalar bu yakınmaları başka nedenlere bağlayabilir ve doktora geç gidebilir. Bu durum hastalığın daha çok yayılmasına ve tutulan organın daha fazla tahrip olmasına neden olur. Bu arada hasta çevresine mikrop saçar ve daha çok kişinin enfekte olmasına neden olur. Bu nedenle özellikle iki haftadan uzun süren öksürük ve diğer yakınmaları olan kişilerin en kısa zamanda sağlık merkezine başvurmaları çok önemlidir.

Tüberküloz tanısı nasıl konur?
Tüberküloz tanısı, balgamda tüberküloz basilinin gösterilmesi ile konur. Hastanın yakınmaları ve akciğer filmi bulguları şüphelenmeyi sağlar. Şüphelenilen hastada kesin tüberküloz tanısı balgamın mikroskobik incelemesinde tüberküloz basilinin gösterilmesi ve besi yerinde basilin üretilmesi ile konur. Tüberküloz hastalığının tanısı, tedavisi ve takibi ülkemizde yaygın olarak bulunan Verem Savaş Dispanserleri’nde ücretsiz olarak yapılmaktadır.

Tüberküloz hastalığı nasıl tedavi edilir? Doğrudan gözetimli tedavi (DGT) nedir?
Tüberküloz basiline karşı etkili olan güçlü ilaçların bulunmasından önce, tedavinin temelini iyi beslenme, istirahat ve uzun süreli sanatoryum tedavisi oluştururdu. Günümüzde tüberküloz basilini öldüren çok güçlü ilaçlar vardır. Mikropları etkili bir şekilde öldürmek ve ilaçlara direnç gelişimini önlemek için tedavide 4 çeşit ilaç birlikte kullanılmaktadır. Tedavide kullanılabilecek temel ilaçlar: izoniyazid, rifampisin, etambutol, pirazinamid veya morfozinamid, streptomisin’dir. Tedavi süresi altı aydır. Tedavinin ilk iki ayından sonra ilaç sayısı azaltılmaktadır. Bazı özel durumlarda tedavi süresi uzatılabilmektedir. Tedavinin her gün düzenli bir şekilde alınması çok önemlidir. Düzenli tedavi hem hastanın iyileşmesini sağlar, hem de bulaşıcılığı hızla önleyerek toplum sağlığını korur.
Doğrudan gözetimli tedavi (DGT), hastalara her doz ilacın, bir görevli tarafından içirilmesidir. DGT’ye gerek duyulmasının temel nedeni, hastaların bir kısmının en 6 ay sürecek bir tedaviyi düzenli sürdürememesidir. Hangi hastanın tedavisini düzenli kullanıp kullanamayacağı öngörülemeyeceğinden tüm tüberküloz hastalarına DGT yapılması gereklidir. Ülkemizde birçok ilde DGT başlamıştır. Bu illerde hastaların ilaçları evlerine en yakın sağlık kuruluşu tarafından gözetim altında içirilmektedir.


Tüberküloz hastalığı iyileşir mi?
Tüberküloz kesinlikle iyileşebilen bir hastalıktır. İlaçlarını önerilen şekilde aksatmadan, yeterli süre içen hastaların hemen hepsi başarıyla tedavi edilir.

Tüberküloz hastalığı kimlerde iyileşmez?
İlaçlarını düzenli kullanmayan hastalarda iyileşmez.
İlaca dirençli tüberküloz hastaları bilinen temel ilaçlarla iyileşmez.
 
 

 

12.09.2008
 

 
 
<< Geri
 
Karabük Devlet Hastanesi 2010