Bölümlerimiz
Bölümlerimiz
Cerrahi Bölümler
Dahili Bölümler
Dializ
Acil Servis
Ameliyathane
Yoğun Bakım
Labaratuvarlarımız
Kan Merkezi
Denge ve İşitme Mrkz
Radyoloji
Uyku merkezi
Kalibrasyon
Diyet
Egitim
Egitim
Faaliyetler
Ilk Yardim
Küresel Isinma
Eğitim Sunuları
Hastalıklar
Personel
Personel
Yönetim Personelimiz
Doktorlarımız
Hemşirelerimiz
Diğer Çalışanlar
Cihazlarımız
Cihazlarımız
Göz İçin Cihazlar
Üroloji Cihazları
Röntgen Cihazları
Ameliyathane Cihazları
Diğer Cihazlar
KBB İçin Cihazlar
Cildiye cihazlarımız
Kalibrasyon Cihazlarımız
Hasta Hakları
Hasta Hakları
Hasta Sorumlulukları
Hasta Hakları
Şikayetleriniz İçin
Kalite
Kalite
Kalite'ye Yolculuk..
Sağlık Kurulu
Sağlık Kurulu
Sağlık Kurulu Raporları
Genel Bilgiler
Genel Bilgiler
Hasta Ziyareti
Sağlık Haberleri
Günlük Doktor List
Tanıtım Videomuz
 

 
   
 
Aktif Ziyaretçi:34
Bugün Ziyaretçi:181
Toplam Ziyaretçi:542994
 
 
HastanemizAna SayfaServislerimizİletişimNöbetçi Eczaneler
    06 Eylül 2010
 
 
 UYKU MERKEZİ

 

      

 


            UYKU MERKEZİ

Dr. Hasan CASİM
    Göğüs Hast. Uzmanı
       Uyku Merkezi
                  Sorumlusu

K.B.B. Uzmanları

Op. Dr. Serhat EKEMEN

Op. Dr. Nihat YILMAZ

Op. Dr. İrem PEHLİVANLIOĞLU

 

Horlama:

Horlama nedir?
 
Horlama uykuda daralmış olan üst solunum yolundan solunum esnasında havanın geçerken oluşturduğu türbülans nedeniyle üst solunum yolu dokularının titreşimi ile oluşan sestir.
 
Horlama bir hastalık mıdır?
 
 
Horlama bir hastalıktır. Horlaması olduğu halde uyku apnesi olmayan kişilerde kalp hastalıkları başta olmak üzere pek çok hastalıkların görülme sıklığı daha fazladır. Horlamanın kendisi tek başına bir hastalık olmakla birlikte horlama aynı zamanda uyku apne sendromunun en önemli bulgularından biridir. Yani horlama hem bir hastalık hem de önemli bir hastalığın belirtisidir.
 
Horlama nasıl tedavi edilir?
 
 
Horlama hastaları öncelikle beraberinde uyku apne sendromu varlığı açısından dikkatlice araştırılmalı ve gerekiyorsa hasta uyku testinden geçirilmelidir. Hastada uyku apne sendromu saptanmaz ise horlama genellikle KBB uzmanları tarafından uygulanan bazı cerrahi girişimler, radyofrekans gibi yöntemler ve diş hekimleri tarafından uygulanan ağız içi aparatlar ile tedavi edilebilirler.
 
Uyku Apnesi:
 
Uyku apne sendromu nedir?
 
 
Uyku apne sendromu uyku sırasında tekrarlayan üst solunum yolundaki daralmalar veya tıkanmalar nedeniyle soluk almada kesilmeler ve bu durumun neden olduğu gündüz aşırı uyku isteği gibi klinik sorunlar ile karakterli bir sendromdur.
 
Uyku apne sendromu hangi sıklıkta görülür?
 
 
Uyku apne sendromu dünya genelinde %3 oranında görülmektedir. 50 yaşın üstündeki fazla kilolu erkeklerde %50 civarında görülmektedir.
 
Uyku apnesi tedavi edilmezse ne olur?
 
 
Uyku apne sendromunun tüm ölümlerin yaklaşık yarısından sorumlu olan hastalıkların gelişiminden sorumlu olduğu düşünülmektedir. Uyku apne sendromunun olumsuz etkilerini erken dönem ve geç dönem etkiler olarak inceleyebiliriz. Erken dönemde genellikle kalitesiz ve yetersiz uykuya bağlı olarak ortaya çıkan gündüz aşırı uyku ihtiyacı, unutkanlık, dikkatsizlik, sinirlilik, depresyon ve kolay kaza yapma gibi sorunlardır. Kazalar sadece trafikte değil aynı zamanda evde ve iş yerinde de oluşabilir. Dünyada uyku apneliler normal insanlara göre 3-7 kat daha fazla trafik kazası yapmaktadırlar. Geç dönemde ise en önemli olumsuz etkileri damar sistemi üzerinedir. Özellikle kalp ve beyin damarları en çok etkilenen damarlardandır. Uyku apne sendromu kalp krizlerinden %35-65 oranında sorumludur. Uyku apne sendromlu hastaların önemli kısmında hipertansiyon (yüksek tansiyon) gelişir. Uyku apne sendromlu hastalarda gece ve sabah migren atakları görülebilir. Hem erkeklerde hem de kadınlarda cinsel isteksizlik oluşabilir ve erkeklerde impotans (iktidarsızlık) görülebilir. Kısacası uyku apne sendromu tedavi edilmediği taktirde hemen her organ ve sisteme ait sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.
 
Bende Uyku apnesi olduğunu nasıl anlayacağım?
 
 
Uyku apnesinin 3 önemli belirtisi horlama, tanıklı apne (hastanın uyurken nefesinin durduğunun veya zorlandığının izlenmesi) ve gündüz aşırı uyku halidir. Hastaların yaşadıkları diğer yakınmalar aşağıdadır:
  1. Yeterli süre uyumasına rağmen sabahları zor uyanma. Yorgunluk hissi.
  2. Yeterli süre uyumalarına rağmen gün içinde uykulu hissetme.
  3. Horlamalarının diğer odalardan bile duyulabilecek kadar şiddetli olması.
  4. Gece içinde nefes alamama hissi ile uyanma.
  5. Uykuda nefesimin durduğunun izlenmesi.
  6. Gece içinde en az bir kez tuvalete gitme ihtiyacının olması.
  7. Geceleri baş, boyun veya göğsümde terleme
  8. Sabah ağız kuruluğu ile uyanma
  9. Sabah baş ağrısı ile uyanma.
  10. Toplantılarda, okurken veya TV seyrederken uyuyakalma.
  11. Uykululuk nedeniyle eskisi kadar uzun süre araba kullanamama.
  12. Gün içinde zaman zaman dayanılmaz uykululuk atakları yaşama.
Uyku apnesi kimlerde sıktır?
 
 
Uyku apnesi erkeklerde, şişmanlarda ve yaş ile birlikte daha sık görülmekle birlikte kadınlarda, zayıf kişilerde ve çocuklarda da görülmektedir. Özellikle kısa ve kalın boyunlu kişilerde, alt çenesi daha küçük ve geride olanlarda, bademcikleri büyük, dili büyük olanlarda daha sık görülür. Ayrıca sinüziti ve reflüsü olan hastalarda da apne görülme sıklığı artmıştır.
 
Kendinizde uyku apnesinden şüpheleniyorsanız ne yapmalısınız?
 
 
Kendinizde uyku apne sendromundan şüpheleniyorsanız en kısa zamanda bir uyku merkezine başvurarak bu konuda uzman hekimler tarafından kontrolden geçerek ihtiyaç duyulur ise uyku testinden geçerek uyku apnesi yönünden test olmanız gerekir.
Uyku apnesi nasıl tedavi edilir?
 
Genel önlemler

Fazla kilosu olan hastaların zayıflaması, sigara kullananların sigarayı bırakmaları, uyumadan en fazla 4 saat önce alkol almayı bırakmaları, uyku verici ve antihistaminik içeren ilaçların kullanımının tekrar gözden geçirilmesi, sırtüstü yatınca hastalığı ortaya çıkan hastalarda sırt üstü yatmanın engellenmesi gibi önlemlerin alınması gerekir. Ancak bu önerilerin alınması genellikle hastalığın iyileşmesi için yeterli olmamakla birlikte tedavinin kolaylaşmasını sağlar.
 
Cpap:
 
CPAP burun ve/veya ağızdan pozitif basınçlı hava vererek üst solunum yolunun kollabe olmasını engelleme amacıyla kullanılan bir cihazdır. Tüm dünyada milyonlarca uyku apne hastası bu cihazları konforlu bir şekilde kullanmaktadırlar.
 
CPAP nasıl çalışır?
 
 
CPAP sabit basınç üretmeyi amaçlayan bir cihazdır. Cihaz içindeki tribün sayesinde pozitif basınç üretir, basınç sensörleri sayesinde hortum ve maske içindeki basıncı ölçerek sabit basınç sağlamak amacıyla hortum içinde basınçlı hava verir. Bir maske aracılığı ile basınçlı hava hastanın üst solunum yoluna uygulanır.
 
CPAP'ın faydaları nelerdir?
 
 
CPAP uyku apne sendromu nedeniyle bozulmuş olan vücut fonksiyonlarının tümünü düzeltir. CPAP ayrıca uyku apne sendromu olmasa bile kalp yetmezliği olan hastalarda kalp yetmezliği tedavisinde ve hamilelerde preeklampsi tedavisinde kullanılabilmektedir.
 
CPAP maskelerinin önemi
 
 
CPAP maskesi hastalar açısından tedavinin en önemli unsurudur. Çünkü CPAP tedavisinin en önemli sorunu hastaların tedaviyi kabul etmesi ve tedaviyi sürdürmesi konusundadır. CPAP tedavisi ile ilgili en sık karşılaşılan sorun CPAP maskesi ile ilgilidir. İyi seçilmiş ve hastanın rahatlıkla kullandığı bir maske CPAP tedavisinin hasta tarafından kabul edilebilirliğini ve sürdürülebilirliğini artırır.
 
Cerrahi:
 
Uyku apne sendromu nedeniyle uygulanan cerrahi girişimler çeşitlilik arz etmektedir. Burun cerrahileri, küçük dil ve yumuşak damağa yönelik girişimler, dile yönelik girişimler ve bu bölgelere radyofrekans uygulamaları ilgili kulak burun boğaz hekimleri tarafından uygulanmaktadır.
 
İnsomni (Uykusuzluk)
 
İnsomni en sık karşılaşılan uyku problemidir. Uyuyamamak veya uykudan anormal saatlerde uyanarak uykuyu sürdürememek ile karakterize bir durumdur. Kadınlarda ve yaşlılarda daha sık görülmekle birlikte her yaşta ve her iki cinste de görülebilmektedir.
Uykusuzluktan yakınan kişiler değişik belirti ve bulgular ile başvurabilirler:
  • Uykuya dalmakta güçlük
  • Gece uykudan sık uyanma ve tekrar uyumakta güçlük çekme
  • Sabah çok erken uyanma
  • Dinlenmemiş uyanma
Uykusuzluk hastaları değişik derecelerde etkilemek ile birlikte tipik olarak hastalarda dinlenmemiş hissetme, huzursuzluk, anksiyete, gün içi yorgunluk hissi gibi yakınmalar vardır.
Geçici veya hafif derece insomnide uyku süresi yetersizdir ve normal uyku süresi uyumalarına rağmen hastalar yeteri derece dinlenemediklerinden yakınırlar. Sosyal ilişkilerde ve iş yaşamında ya problem yoktur ya da hafif derece bir bozulma vardır.
Geçici veya orta derece insomnide de uyku süresi yetersizdir ve normal uyku süresi uyumalarına rağmen hastalar yeteri derece dinlenemediklerinden yakınırlar. Sosyal ilişkilerde ve iş yaşamındaki bozulma daha belirgindir.
Kronik (müzmin) veya ağır derece insomnide yetersiz ve dinlendirmeyen uykuya ek olarak sosyal ve iş ile ilgili fonksiyonlarda ciddi bozulma söz konusudur.
Bazen tanısını koymak güç olsa da uykusuzluk çeken bireyler için çok sayıda tedavi seçeneği vardır. Geçici insomni rahatsızlık birkaç gün süreceği için tedavi gerektirmeyebilir. Kronik insomnisi olan hastalar mutlaka ilgili hekimler tarafından görülerek rahatlama tedavilerine ek olarak gerekli tedavileri de almalıdır.
  • Her 3 kişiden 1'i yaşamının bir döneminde uykusuzluktan yakınmaktadır.
  • Araştırmalar göstermektedir ki erişkinler gece ortalama 8-8,5 saat uykuya ihtiyaç duyarlar
Huzursuz Bacak Sendromu:
Huzursuz bacak sendromu nedir?

Huzursuz bacak sendromu otururken ve yatınca bacaklarda olağandışı bir rahatsızlık hissi ile kendini gösteren genellikle hastalar tarafından tam olarak ifade edilemeyen ancak uyluk, bacak ve ayaklarda, hatta bazı hastalarda kollarda ürperme, kaşınma, ağrıma, ezilme, yanma, karıncalanma olarak ifade edilebilen bazı hastalar ise kas krampı veya uyuşma ile karıştırabilen bir hastalıktır. Bacaklardaki huzursuzluk hissi dinlenme zamanlarında ortaya çıkar. Hem kadınları hem de erkekleri etkiler, herhangi bir yaşta başlayabilir ve yaşla birlikte şiddeti artar. Huzursuz bacak sendromu uyku kalitesini bozar, gündüz uykululuk haline yol açabilir. Hastalık hareketsiz kalma ile ortaya çıkar: bir süre uzanıldığında veya oturulduğunda ortaya çıkar. Hareket etme ile yakınmalar azalır: bazı hastalar önleyemedikleri bir hareket etme isteğinden bahsederler. Bacaklarını gerek yatakta hareket ettirmek gerekse birkaç adım yürümekle yakınmalar azalır. Yakınmalar akşamları artar: gündüz saatlerine göre akşamları aynı koşullarda yakınmalar daha yoğun izlenir. Uykuda bacak hareketleri sıktır: hastaların önemli bir kısmında uykuda bacak hareketleri sendromu olarak adlandırılan ayrı bir hastalık ile birlikteliği sıktır. Yaklaşık hastaların %80'inde bu iki hastalık birlikte gözlenir. Huzursun bacak sendromlu hastaların büyük kısmı yatmakta veya yatakta uyanık kalmakta güçlük çekmektedirler. Gündüz yapılan şekerlemelerde de hastalar sıkıntı yaşayabilmektedirler. Hastalardaki belirtiler bacaklarda önemsiz hafif yakınmalardan, depresyonu yol açan, yaşamdan zevk alamama noktasına kadar giden geniş bir yelpazede kendini gösterebilir. Hastalığın şiddeti zaman içinde değişiklikler gösterebildiği gibi bazı zamanlar kaybolup sonra yine ortaya da çıkabilir. Huzursuz bacak sendromu her yaşta hatta çocuklukta bile ortaya çıkabilir. Çocuklarda büyümeye bağlı ağrılar olarak algılanabilir. Hangi yaşta ortaya çıkarsa çıksın zaman içinde ağırlığı genellikle artış gösterir.
 
Huzursuz bacak sendromuna neden olan etmenler nelerdir?

Hastaların çoğunda huzursuz bacak sendromune neden olan faktörün ne olduğu tespit edilememektedir. Araştırmacılar beyinde dopamin seviyesinde dengesizlik olmasını sorumlu tutmaktadırlar. Ailesel geçiş önemlidir. Yani anne babasında huzursuz bacak sendromu olanlarda bu hastalığın ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir. Özellikle genç yaşta huzursuz bacak sendromuna yakalanan hastaların bu hastalığı çocuklarına aktarma ihtimali daha yüksektir. Gen haritalarının çıkarıldığı günümüzde huzursuz bacak sendromunun da geni bulunmuştur. Stres ile hastaların yakınmaları daha da şiddetlenmektedir. Gebelik veya hormonal değişiklikler de geçici olarak yakınmaları artırabilir. Bazı kadınlar huzursuz bacak sendromu ile ilk olarak hamilelikte özellikle de hamileliğin son 3 ayında tanışırlar. İlk olarak hamilelikte bu yakınma ile karşılaşan hastalarda doğum yaptıktan 1 ay sonra yakınmalar geriler ve kaybolur. Huzursuz bacak genellikle altta yatan önemli bir hastalık ile birlikte değil iken bazen de periferik nöropati, demir eksikliği veya böbrek yetmezliği ile birlikte görülebilir.
 
Bu hastalara tanı nasıl konur? 
 
 
Huzursuz bacak sendromu hastalar yakınmalarını kolay ifade edemedikleri, özellikle ülkemizde doktorlar da tıp fakültelerinin çoğunda ders olarak anlatılmayan bir hastalık olduğu için bu konuda yeterli eğitim almadıklarından kolay atlanabilen bir hastalıktır. Siz de kendinizde huzursuz bacak sendromu olup olmadığınından şüphelenebilirsiniz. Aşağıdaki soruların iki veya daha fazlasına evet yanıtı veriyorsanız sizde huzursuz bacak sendromu olabilir:
  • Otururken veya uzanırken bacaklarınızda tanımlayamadığınız kötü bir his oluyor mu? Bu his nedeniyle bacaklarınızı hareket ettirmek zorunda kalıyor musunuz?
  • Bacaklarınızı hareket ettirmek bu yakınmalarınızı azaltıyor mu?
  • Bu yakınmalarınız günün ilerleyen saatlerinde daha fazla mı oluyor?
  • Gündüzü uykunuz gelir mi? Kendinizi uykusuz hisseder misiniz?
  • Uykuda bacaklarınızı veya kollarınızı ritmik olarak hareket ettirdiğiniz söylenir mi?
  • Ailenizde huzursuz bacak sendromu tanısı konmuş kimse var mı?
Huzursuz bacak sendromu tanısı için ne yazıkki henüz bir kan testi veya başka bir laboratuar testi yoktur. Doktorunuz gerek görürse altta yatan nedene yönelik bazı kan testleri veya diğer testler önerebilir. Huzursuz bacak sendromu nedeniyle uyku testi yapnak genellikle gerekmemektedir, ancak eşlik eden periyodik ekstremite hareketleri sendromunu tespit etmek için bir gece uyku testi yapılması amacıyla uyku laboratuarında kalmanız gerekebilir.
 
Huzursuz bacak sendromu nasıl tedavi edilir?

Demir eksikliği gibi altta yatan bir neden var ise unu tespit edip tedavi etmek huzursuz bacak sendromunu da tedavi edecektir ancak bu durum çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Bu durumda da tedavi amacıyla yaşam şekli değişikliği önerileri ve ilaçlar ön plana çıkmaktadır. Bazı bulantı ilaçları, depresyon ilaçlarının çoğu ve kalsiyum kanal blokajı yapan ilaçlar (tansiyon ve kalp hastalarında kullanılır) huzursuz bacak sendromunu kötüleştirebilir. Ağrı kesici ilaçlar işe yarayabilir, ılık banyo ve masaj yapmak şikayetleri azaltabilir, bacaklara sıcak veya soğuk (veya her ikisi dönüşümlü) uygulamak bacaklarda rahatsızlık verici hissi azaltabilir. Gevşemek için meditasyon yapmak bazı hastalarda işe yarayabilmektedir. Aşağıda bir tabloda bulacağınız uyku hijyen kurallarına uymak hastaları rahatlatmaktadır.
  • Her gün aynı saatte uyanın,
  • Gündüz vakti olabildiğince aydınlık ortamlarda bulunun,
  • Sabah çalışmaya başlamadan önce biraz yürüyüş yapın (İşe yürüyerek gidebilirsiniz) Günlük yürüyüş süresi ortalama 45 dakikadan kısa olmasın,
  • Aldığınız kafeini (Kahve, çay, çikolata) kısıtlayın. Günde 2 fincandan fazla kahve içmeyin. Uykuya dalmakta veya sürdürmekte sorununuz varsa kafeini tamamen hayatınızdan çıkarın,
  • Mümkün ise sigarayı azaltın, uyku ile ilgili sorununuz varsa sigarayı tamamen bırakmaya çalışın,
  • Alkol alımını kısıtlayın. Uyku ile ilgili sorununuz varsa alkollü içeceklerden tamamen uzaklaşın,
  • Uykunuz gelirse gündüz vakti kısa süreli uyuyabilirsiniz ama gece uykusuzluk çekiyorsanız gündüz uyumamalısınız,
  • Yatak odanızı uyuma ve cinsellik dışında kullanmayın, yatak odanızı çalışma odası olarak kullanmamalısınız,
  • Yatak odanız ısı, ışık ve gürültü açısından sizi rahat ettirecek şartlarda olmalıdır,
  • Uykuya uyanmayı arzu ettiğiniz zamandan 9 saat önce başlayın
    • Uyumadan 1 saat önce günlük aktiviteyi bitirin, 15 dakika boyunca o gün yaşadığınız sıkıntıları, başarıları ve mutlulukları bir kağıda yazın sonra 45 dakika boyunca gevşemeye çalışın, uyarıcı olmayan şeyler yapın (hafif şeyler okuyun, klasik müzik dinleyin, ılık köpüklü bir banyo yapın, meditasyon yapın, 1 bardak ılık ballı süt için)
    • Sonra yatağa girin, gözlerinizi kapatıp uykuya dalmanın keyfini çıkarın

                   Eğer yaklaşık 15 dakika süreyle uykuya dalamadıysanız kalkın ve başka bir odaya gidin ve uykunuz gelinceye kadar gevşemeye çalışın, uykunuz gelince tekrar yatağa gidin. Bu durum tekrar edebilir ama mutlaka her gün aynı saatte uyanmaya özen gösterin.

Uyku testine gelinmeden önce neler yapmalııyım?

Akşam yemeğinizi her zaman yediğiniz miktarda yiyebilirsiniz.
Duş alın ve saçlarınızı yıkayın. Temiz saç ve saçlı deri elektrotların iyi bağlanabilmesi için önemlidir. Duş sonrası lütfen nemlendirici kullanmayın ve saçınıza sprey, jöle ve yağ içeren ürünler kullanmayın.
Özellikle çene bölgenizi traş yaparak temizleyin. Eğer sakalınız varsa traş olmanıza gerek yoktur, özel bir yapıştırıcı ile elektrotlar bağlanacaktır.
Her türlü özel isteğinizi bize söyleyebilirsiniz.
 Yanımda gelirken neler getirmeliyim?
Rahat bir uyku uyumak için kendi pijama ve terliğinizi getirin.
Kullandığınız ilaçları getirin.
Kendinizi evinizde hissetmenizi sağlayacak her türlü eşyayı (yastık, oyuncak gibi) yanınızda getirebilirsiniz.
 Ne Zaman Çıkışınız Yapılacak ?
Teknisyenimiz 7:00-7:30 saatlerinde sizi uyandıracaktır. Duş alabilirsiniz. Giyinip çıkışınızı yaptıktan sonra günlük aktivitelerinizi devam ettirebilirsiniz.
 Sonuçlarımı Ne Zaman Alabilirim ?
Çalışmamızda toplam 1000 sayfaya yakın veri geceboyunca kayıt edilmektedir. Tanınızın konulması için uzman doktor tarafından bu veriler yeniden incelenerek yorumlanacaktır. Sekreterimiz en kısa sürede sizi arayarak raporunuzun hazır olduğunu bildirecektir.
 Uyku Testinde Neler Yapılacak ?
Teknisyenimiz çalışma öncesi yaklaşık 30-45 dakika arası süren, vücudunuzun belli bölgelerine elektrot ve sensörleri bağlama işlemini yapacaktır. Bu elektrot ve sensör aracılığı ile geceboyunca beyin dalgalarınız, horlamanız, solunum kayıtlarınız, kalp elektronuz (EKG), çene-göz ve bacak kas aktiviteniz ve kandaki oksijen düzeyiniz kayıt edilecektir.
İhtiyaç duyduğunuzda teknisyen ile iletişim kurabilir, istediğiniz zaman teknisyenimiz cihaz bağlantısını çıkararak lavoboya gitmenizi sağlayabilir.
Elektrotlar bağlandıktan sonra  kitap okuyabilir ve ya istediğiniz bir aktiviteyi yapabilirsiniz. Uykunuz geldiğinde teknikerimiz ışıkları kapatır ve uyku çalışmanızı başlatır.
 

Tıkayıcı tipte uyku apnesinde tedavi:

Cerrahi tedavi
Uyku apnesinde cerrahi tedavilerin amacı hava yolunu kapatan dokuların alınması, küçültülmesi, veya gerginleştirilmesidir. Cerrahi tedavi seçenekleri şunlardır:

  • UPPP / U3P / Uvulo Palato Pharyngo Plasty: Çoğunlukla genel anestezi altında yapılan ameliyatta damağın gevşek dokuları çıkartılır. Çoğu zaman bu işlemle birlikte bademcikler de alınır. Ameliyat sonrası 14-21 gün süren, düzenli ağrı kesici ilaç kullanımını gerektiren boğaz ağrısı meydana gelebilir. Bu sürede sulu ve yumuşak gıdalar tüketmeniz gerekir ve tam iyileşme genellikle 4-6 haftada tamamlanır. Bu ameliyat hafif ve orta dereceli uyku apnesinin cerrahi tedavisinde en sık kullanılan yöntemlerden birisidir.
  • LPP / Lateral Pharyngo Plasty: Çoğunlukla genel anestezi altında yapılan ameliyatta bademcikler alınır, damağın gevşek dokuları yeniden şekillendirilir ve solunum havasının geçtiği alan yutak kaslarının vektörleri değiştirilerek üç boyutlu olarak genişletilir. Ameliyat sonrası 14-21 gün süren, düzenli ağrı kesici ilaç kullanımını gerektiren boğaz ağrısı meydana gelebilir. Bu sürede sulu ve yumuşak gıdalar tüketmeniz gerekir ve tam iyileşme genellikle 4-6 haftada tamamlanır. Bu ameliyat hafif ve orta dereceli uyku apnesinin cerrahi tedavisinde sık kullanılan bir diğer yöntemdir.
  • Radyofrekans cerrahisi (RF): Uyku apnesinde çoğunlukla diğer cerrahi yöntemlere yardımcı olarak kullanılan ve lokal anestezi ile uygulanan bu işlemde yumuşak damağın gerginleştirilmek istenen bölgelerine ve gerekiyorsa dilin arka kısmına özel bir cihaz ile radyo dalgaları uygulanır. Radyo dalgalarının yumuşak damak dokusu ve dil içinde oluşturduğu etki zamanla damağın gerginleşmesini ve dil kökünün küçülmesini sağlar. Her uygulamada tedavi etkisinin ortaya çıkması için 6 hafta geçmesi gerekir ve çoğunlukla 2 ay aralıklarla olmak üzere 2 veya 3 uygulama gerekir. Uygulamalardan sonra birkaç gün süreyle hafif dereceli ağrı hissedilebilir.

 

 

 

28.10.2008
 

 
 
<< Geri
 
Karabük Devlet Hastanesi 2010